Hakkımda
Efendim merhabalar,
80lerin başlarında başladığım hayat yolculuğunda çeyrek asrı geçmiş hayat tecrübesine sahip bir gencim ben. Her şeyin çok hızla ilerlediği ve geliştiği, son hızla tüketildiği bir dönemin tanıklarındanım. Bu döneme tanıklık ederken de önce Adana Erkek Lisesi’ni sonra da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdim.
İstanbul kişiliğim üzerinde büyük pay sahibidir. Ben de kendisinin kaosunu, trafik keşmekeşini sevenlerdenim. Cem Yılmaz’ın dediği gibi. “Bakarsın tepeden ya Yahya Kemal olursun ya da ‘Ey İstanbul! Görecez sen mi yaman ben mi yaman’ dersin.” Ben Yahya Kemal’in tarafındayım galiba.
E şiir de severim tabi. Bolca kitap okurum. Özellikle eski kitap satanlar uğrak yerimdir. Arada fotoğraf çekmeye çıkar dolaşırım. (Kendi çekimlerim yukarıdaki foto gibi sitede aralara serpiştirilmiş, mevcut)
Tercihlerim de bellidir. “Lost” mu “Prison Break” mi deseniz Prison, biraz daha ağır basar benim için kısa vadede cevaplar verebildiği için; Bond mu Bourne mu deseniz Bourne derim daha bugüne ait olduğu için.
Acıyı severim. Ama yemeğin acısını. Hayatın acısı da lazım tabi de… Fazlası acıtır kanımca.
Takım tutmak mı? Eski bir FB’li olarak derim ki “Fener hariç kim olursa olsun”. (Rüştü’nün dövülmesini, Oğuz ve Aykut’un uzaklaştırılmasını bir türlü kabullenememiştim. Rüştü’nün o kapıdan geri girişini kabullenemediğim gibi)


